Atatürk’e “doğum tarihi” üzerinden İHANET…

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Son yıllarda gitgide artan bir şekilde, Atatürk’ün yaşamına ait bir takım konularda, özellikle “sahte” Atatürkçüler tarafından akıl almaz toplum mühendisliği ve bilinç altı saldırıları yapılmaya başlandı.

En baştan söylüyorum ki bu faaliyetler açıkça İHANETTİR.

Önceden, Püsküllü, Armağan, Dilipak gibi dinci görünümlü İngiliz ajanları, cemaat evlerinde Atatürk’ün şahsına ve annesine akıl almaz hakaretler içeren anlatımlarla genç zihinleri zehirliyorlardı.

Sonra piyasaya Amerikan ajanı kripto cemaatçiler çıktı. “İnsan Atatürk” diye bir saçmalık pompaladılar. Ne Atatürk’ün psikopatlığı kaldı ne çevresinden soyutlanmışlığı.

Bunu yapanlar ise Atatürkçü görünümlü kripto cemaatçiler. Nitekim bunların ne mal oldukları 15 Temmuz günü ortaya çıktı. Ama tuhaf olan koca koca profesörlerin, tarihçilerin, devlet adamlarının ve paşaların bu rezaleti alkışlamasıydı.

Bu kriptolar ülkeden kaçınca yerlerine hemen yenileri geçti. Sözde Atatürk’ü anlatıyorlardı ama anlattıkları rezaletten başka bir şey değildi.

Meselâ ilk sayfa Atatürk’ün doğum günü yalanıyla başlıyor, 1922’deki direksiyon binası ve tuvaleti dışarıda olan Çankaya’daki çiftlik dururken, 1930’ların Çankaya Köşkü ve mahzenindeki içkiler sayfalar dolusu anlatılıyordu.

Ne kadar kallavi sahtekâr varsa yine alkışladılar.

Şimdi ise yeni bir safha başlıyor. Atatürk’ün doğum tarihi 04 Ocak yalanı…

Efendim neymiş, Enver Behnan Şapolyo denen şebelek, Zübeyde Hanım(Zübeyde değil!) ile bir görüşme sırasında kendisine Atatürk’ün Erbain soğukları sırasında doğduğunu söylemiş.

Şebelek bunu 1953 yılında yazdığı kitapta açıklamış ve bir hesap yaparak 04 Ocak günü doğduğunu ortaya çıkarmış. Vauuuuv, müthiş başarı…

Bu başarıyı analiz edelim ki ihanetin boyutları tam anlaşılsın.

1. Şapolyo’dan başka bu Erbain soğuklarını bilen var mı? Yok

2. Şapolyo Zübeyde Hanım’ı önceden tanıyor mu? Hayır

3. Zübeyde Hanım bunu başkasına söylemiş mi? Hayır

4. Zübeyde Hanım bunu oğluna, Atatürk’e söylemiş mi? Hayır

5. Ben bile belli olduğu halde anneme kırk kere sordum da acaba Atatürk’ün aklına gelip de hiç sormamış mı? Olabilir mi?

6. Şapolyo bunu başkasına söylemiş mi? Hayır.

7. Şapolyo bunu ilk defa ne zaman yazmış? 1953’te

8. Peki bu şebelek neden beklemiş bu tarihe kadar? Orası bilinmiyor. İhanet de bu noktada başlıyor.

Şapolyo Kuva-yi Milliye komutanı. Cumhuriyetin kurulmasından sonraki süreçte muhalefet oluyor. Herhalde Millî kahraman olarak istediği koltuğu elde edememiş. Tıpkı diğer pek çok muhalif gibi.

1950’li yıllar sağ görüşün ve Amerikan uşaklığının zirve yaptığı ve Atatürk’ün koyduğu değerlerin yok edilmeye başlandığı yıllar. Hooop bizim şebelek bombayı patlatıyor. Atatürk’ün doğum günü 04 Ocak…

Tabi kimse itibar etmiyor bu yalana. Çünkü ilginç bir takım hesaplar yapıyor. Atatürk’ün nüfus kağıdında 1296 yazıyormuş, 1881 yılıyla Ocak Mart ayları çakışıyormuş. Erbain soğukları da 22 Aralık 31 Ocak arası olunca, 13 günlük tarih düzeltmesini de eklemiş hoop tarih 04 Ocak olmuş.

Burada Şapolyo kendi kendini yalanlıyor. Çünkü Zübeyde Hanım sözde kendisine Erbain soğukları devam ederken, demiş. Yani bu soğuklar devam ederken, yani 40 günlük bir zaman dilimi. 04 Ocak diyebilmek için kâhin olmak lazım. Yani 14 Ocak da olabilir.

Bu ihaneti devam ettiren sonraki soytarılar bunu Harp Okulu kaydını öne sürerek iddia ediyorlar. Sanırsın ki Harp Okuluna yapılan kayıt belgeye dayalı. Belge falan yok kardeşim. Kayıt sırasında yazmış geçmişler işte. Tıpkı nüfus memurunun Ayhan yerine hayvan yazması gibi.

Bu iddia itibar görmüyor uzun zaman. Sonra ortaya Şevket Süreyya Aydemir çıkıyor. Bolşevik fikirleri ve ittihatçılığı yüzünden Kurtuluş Savaşı sırasında Rusya’ya gitmiş ve Atatürk’e muhaliftir. Ama Atatürk kendisini getirtiyor ve ona destek veriyor.

50’li yılların sonunda kurtuluşu yine Atatürk’e sarılmakta bulan iktidar ondan bir Atatürk kitabı yazmasını ister. Kitabın adı “Yalnız Adam” olacaktır. Gel gör ki, 1964 yılında kitap bittiğinde şartlar da değişmiştir. “Yalnız Adam”a devlet desteği çıkmaz. Mecburen “Tek Adam” olur ismi ve ilk sayfaya Şapolyo’nun iddiası girer.

Ancak Aydemir sayfanın altına dipnot girer ve bu iddianın şüpheli olduğunu, yapılan hesabın da neye göre ve nasıl yapıldığının belli olmadığını ekler. Yani bir bakıma, yazmaya mecbur kaldım ama durum bu, demiştir.

Bu arada “Tek Adam” ile “Yalnız Adam” arasındaki fark, bilinçaltında “yalnız” kelimesi tek başına mücadele eden çağrışımı yaparken, “tek” kelimesi ise diktatör çağrışımı yapar…

Meselenin doğrusu şudur:Zübeyde Hanım hem oğlu Mustafa’ya ve hem de çevresindekilere bahar ayları demiştir. Bu yüzden hayatı boyunca Atatürk ve çevresi bu şekilde ifade ederler. Bir çok hatırlatda böyle geçer. Zaten Profesör Afet İnan da Atatürk’ten bu şekilde defalarca duyduğunu yazmıştır.

Buraya kadar sorulacak çok soru var ama bu kadar yeter. Gerisini sizler düşünün. Şu kadarını söyleyeyim. Atatürk, çevresi ve o dönemdeki herkes bahar ayları olarak biliyor ve anlatıyor. Hepsi bilgisiz, bir tek Şapolyo biliyor. Geometri kitabını Şapolyo yazmış, Atatürk cahil…

Gelelim 19 Mayıs meselesine. Diyorlar ki Atatürk “Neden bir 19 Mayıs günü olmasın” demiş. Ancak bu olayın ilk kısmını anlatmıyorlar.

İngiliz Elçiliği resmî yazıyla Atatürk’ün doğum tarihini sorar. Atatürk Mayıs ayı der. Yine resmî yazıyla bildirilir. Elçilik gününün de bildirilmesini rica eder. Bunun üzerine Atatürk bilinmediğini ama neden 19 Mayıs olmayacağını söyler. Resmî yazıyla bildirilir.

Burada dikkat çekeceğim nokta Atatürk’ün ilk sorulduğunda tereddüt etmeden “Mayıs” demesidir. Ama günü konusunda tereddüt yaşamıştır. Yani kendisi bu konuyu ailesine muhtemelen defalarca sormuş, ay konusunda kafasında Mayıs şekillenmiş ama günü belirsiz kalmıştır.

Bu konu uzuun yıllar yine ciddiye alınmamıştır. Ancak bu konu Fesli, püsküllü, cüppeli ve sümüklü taife tarafından Atatürk’e ve annesine hakaretlerinin dayanaklarından biri olarak kullanılmış, cemaat evlerinde gizli gizli anlatılmıştır.

İşte bu yüzden bu konu açıkça “İHANET”tir.

İşte bu yüzden bu konuyu gündeme getirenler kriptodur.

Burada üzücü olan, bu ihaneti yapanların toplumda değer gören Atatürkçü kesim olmasıdır.

Daha vahimi ise bunu askerî şahısların sahiplenmesi, desteklemesidir. Bilinsin ki ihanet içindedirler…

Herşey bir yana, bu iddia doğru olsa bile, Atatürk 19 Mayıs dedikten sonra, üzerine laf söylemek terbiyesizliktir, hadsizliktir.

Not: İtirazı olan varsa buyursun, mahkemeler açık…


  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir