BEYAZ BARETTEKİ KIZIL KAN…

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Yeni dönemin çarkına çomak sokan, “gerçek” gazeteci Celal Eren Çelik’in dün gece twitter @yazparov hesabından yayınladığı bu flood, son yılların en önemli araştırmasıdır.

Suriye’de NGO adı altında bir “operasyonel sivil istihbarat ağı” olarak çalışan BEYAZ MİĞFERLER yahut daha çok bilinen adı ile BEYAZ BARETLİLER isimli NGO’nun kurucusu olan “eski” İngiliz gizli servisi MI6 ajanı James Gustaf Edward Le Mesurier İstanbul’da ölü bulundu.

Peki polis kaynaklarının ilk bulguların “intiharı” gösterdiğini açıkladığı bu esrarengiz ölüm gerçekten sıradan bir intihar mıydı? Böylesi kritik bir isim intihar ederek ölmüş olabilir miydi? Yoksa işin perde arkasında başka bir şeyler mi vardı?

Yazımızın başında öncelikle daha önce pek çok floodumuzda değindiğimiz gibi 2000’li yılların başı itibariyle İngiltere ve ABD arasında “Nüfuz mücadelesi” başladığı tespitini hatırlatalım ki daha sonra yazacaklarımız anlam kazansın.

Zira Trump Başkan seçilir seçilmez Suudi Arabistan’da bir ismin “önü açılmaya başlanmıştır”: Prens Salman bin Abdülaziz… Amerikan destekli bu genç prens kısa sürede tüm devleti kontrol altına aldığı gibi “VELİAHT PRENS” olarak da atanmıştır…

Salman bin Abdülaziz,babasının rahatsızlığı nedeni ile artık “GÖLGE KRALDIR” .Ancak bu saray darbesi ile birlikte artık fiilen Suudi Arabistan’daki tüm kontrolü elinde toplamıştır.Aslında yaşanan Suudi Hanedanı üzerindeki ABD-İngiltere güç savaşıdır. Ve savaşı ABD kazanmıştır.

Göz altına alınan prensler arasında 2 isim özellikle dikkat çekmektedir… Bu isimler Prens Türki bin Faysal ve Prens Tellal bin Velid’dir…

Şimdi buraya bir virgül koyarak sizlerle 1932 yılına gidiyoruz… Tarih yaprakları 1932’yi göstermektedir ve Mustafa Kemal Atatürk’ün Ortadoğu’dan çok önemli bir misafiri vardır… Bu misafir Suudi Kralı Faysal’dan başkası değildir.

Ancak bu ziyaret sadece 2 ülke liderinin görüşmesi ile sınırlı bir ziyaret değildir. Ziyaretin çok farklı bir boyutu da vardır.Zira bu ziyarette Kral Faysal’ın gerçekleştirmeyi planladığı evliliği ve “müstakbel” eşi de görüşmelerin önemli konu başlıklarından bir tanesidir…

Zira Kral Faysal Adapazarı’lı Abhaz Raznoha Asiye hanımın kızı İffet Hanım ile evlenmek niyetindedir.Konuyu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e açarak kendisini bilgilendiren Kral Faysal bu evlilik için Atatürk’ün onayını alır… Onayın hemen ardından evlilik gerçekleşir…

İşte Kral Faysal ile evlenen İffet Hanım’ın bir kardeşi vardır ve bu kişi uzun yıllar Suudi Arabistan’a damgasını vuracak,hanedan ailesinden sonra ülkedeki en güçlü isim olacaktır: Kemal Adham (Kemal Ethem)

Ablası İffet Hanım’ın Suud Sarayı’na gelin olması sonrasında bu ülkeye giden Kemal Adham kısan süre içerisinde Suud Hanedanı ile çok yakın ilişkiler kuracak bu ilişkilerde kazandığı güven sonrasında o zamanki Suud istihbaratı El Mukhabarat Al A’amah’ın başına getirilecektir

Suud istihbaratının başında aralıksız olarak 12 yıl kalan Kemal Adham’ın CIA ile yakın ilişkisi dikkat çekmektedir.Adham istihbarat servisini CIA ile güdümlü olarak çalışan General Intelligence Presidency’e dönüştürür…

Ülkenin istihbaratını yeniden dizayn ederek ülkenin en “güçlü” isimlerinden birisi haline gelen Kemal Adham çok ilginç ticari ilişkiler geliştirmiştir…

Adham’ın en önemli şirketlerinden bir tanesi Barrick Gold Corporation ismi ile kurulan altın şirketidir… Peki Kemal Adham bu şirkette kimle ortaktır? Türkiye’de öldürülen Cemal Kaşıkçı’nın yeğeni olduğu Adnan Kaşıkçı ile!

Kemal Adham hayata gözlerini yumduğunda ise Suudi İstihbaratının başına öz yeğeni geçecektir: Prens Türki Faysal.:.Ancak yeğen Faysal dayısı gibi ABD’ye değil İngiltere yakındır…

Efendim şimdi bu Prens Türki Faysal çok yakından bakmamız gereken bir isim… O zaman yakından bir inceleyelim Prens Türki Faysal ve tabii enteresan ilişkiler ağını.

Prens Türki Faysal’ın üyesi ve yöneticisi olduğu ve ilişkileri olan kuruluşları yakın mercek altına alacağız şimdi… Mesela Georgetown Üniversitesi’nden başlayalım… Prens Türki Faysal bu üniversitede Profesör…

Peki bu üniversitenin özelliği ne? George SOROS’un en büyük mali fon sağladığı Amerikan Üniversitesi. Peki George SOROS kim şöyle bir hatırlayalım isterseniz…

George Soros’un arkasındaki gerçek, hakkında özenle yaratılan medya imajından farklıdır. George Soros, Avrupa’nın aristokratik ve kraliyet aileleri tarafından yönetilen geniş ve oldukça kirli bir özel finans şebekesinin yalnızca görünen yüzüdür.

Doğrudan devletin gücünü kullanmak yerine hayati önemde jeopolitik amaçlara ulaşmak için gizli iç bağlantılı serbest finans çevrelerinin çıkarlarının geniş bir holdingi şeklinde birleşmiş, Batı Avrupa aristokrasisi ve oligarşisi ile bağlantılı birçok bakımdan 17 yüzyılın İngiliz ve Hollanda Doğu Hindistan Şirketi modelinde.

Önemli kaynaklara göre, bu kulübün merkezi eski Britanya İmparatorluğunun finans merkezi olan Londra’dır. George Soros ortaçağda Hofjuden, “Saray Yahudileri” denilen ve eski aristokrat aileler tarafından yönetilen bu güçlü ama gizli şebekenin bir üyesidir.

Peki ama SOROS bu finansal operasyonları kimin adına yapmaktadır? Bu sorunun yanıtını vermek için SOROS’un QUANTUM HEDGE FON’unun yönetim kurulu üyeleri listesine bakmak yeterlidir…

SOROS’un Quantum Fonu’nun yönetim kurulunda adı geçenlerden biri de Richard Katz’dır. Katz, Rothchild’lerin bir adamıdır, aynı zamanda Londra N.M. Rothschild & Sons ticaret bankasının yönetim kurulunda görünüyor ve Rothschild İtalya S.p.A’nın da başındadır.

Rothchild’le, Soros’un Quantum Fonu arasındaki bir diğer bağlantı da Nils O. Taube’dir. Tabue, Rothschild’in başlıca iş ortağı olan yatırım grubu, St. James Place Capital’in bir ortağıdır. The London Times gazetesinin köşe yazarı, William Lord Rees-Mogg da Rothchild’in St. James Capital’inin yönetim kurulundadır.

SOROS,Rothschild Ailesi vasıtası ile -Özellikle N.M. Rothschild- başta İngiltere olmak üzere,İsrail ve ABD “FİNANS İSTİHBARAT” merkezlerinden “içeriden sağlam bilgi” almaktadır… İşte bu nedenle de hiç bir zaman yanılmamaktadır…

Prens Türki Faysal’ın DANIŞMA KURULU ÜYESİ olduğu bir kurum var mesela: BİBLİOTHECA ALEXANDRİNA… Peki bu kurumun PATRONLAR KURULU olarak adlandırılan özel grubunda kimler yer alabiliyor? Fransa Cumhurbaşkanı,İspanyol Kraliçesi…Kim seçiyor bunları?Mısır Cumhurbaşkanı…

Hal böyle olunca BİBLİOTHECA ALEXANDRİNA’daki bu isimlere de bakmak lazım… İspanya Kraliçesi kim olursa olsun bu özel gruba dahil edilmiş.Yani aslında İspanya Kraliyet Ailesi ile bağ kurulmuş.Neden dersiniz? Açıklayalım efendim…

Kutsal Roma Germen İmparatoru ünlü Şarlken’in annesi İspanya Kralı II.Fernando’nun kızı Kastilya Prensesi Joanna… Joanna’nın bir kardeşi var:Aragonlu Katherine… Peki kimle evlenir bu Aragonlu Katherine?İngiliz Kralı VIII.Henry’nin kardeşi Arthur ile…

Bu evlilikten kısa süre sonra sebebi bugün bile bilinmeyen esrarengiz biçimde Arthur ölünce, Aragonlu Katherine Kral VIII.Henry ile evlenerek İngiliz Kraliçesi olur.Yani Kutsal Roma Germen-İspanya Hanedanı İngiltere Krallığı ile akraba olmuştur…

Örneğin İspanya Kraliçesi Evgenuia, İngiliz Kralı VII.Edward’ın öz be öz yeğenidir… Peki İngiltere VII.Edward döneminde fiili olarak kimin kontrolündedir? Rothschild Ailesinin…

Bu arada bu özel gruba “Fransa Cumhurbaşkanı” olarak dahil olan Macron’un Rothschild tarafından desteklendiğini, bu özel gruba bu isimleri yıllarca davet eden Hüsnü Mübarek’in de aile bağlarının eşi Suzanne Mübarek -Annesi İngiliz-üzerinden İngiltere’ye uzandığını ekleyelim…

Prens Türki Faysal’ın DANMIŞMA KURULU üyesi olduğu en etkin örgütlerden birisi de hiç şüphesiz MÜNİH GÜVENLİK KONFERANSI oluşumu… Bakalım Prens Türki Faysal burada kimlerle birlikte?

Prens Türki Faysal’ın MÜNİH GÜVENLİK KONFERANSI örgütünde yakın mesai arkadaşları bakın kimler: Paul Achleitner-BİLDERBERG YÖNETİM KURULU ÜYESİ-SAYMAN Wolfgang Reitzile:BİLDERBERG üyesi-2012 ABD Chantilly Toplantısı-Viriginia Carl Bildt-ECFR Başkanı, CFR Danışmanı Thomas Enders-BİLDERBERG üyesi, Fu Ying-ÇİNN DIŞ İŞLERİ BAKAN YARDIMCISI, Herman Oskarovich Greff-Rusya Eski Ekonomik Kalkınma ve Ticaret Bakanı, Rus finans devi Sberbank Yönetim Kurulu Başkanı,Putin’e en yakın isimlerden bir tanesi. Ursula von Der Leyen-BİLDERBERG üyesi…

Şimdi efendim maşallah bu MÜNİH GÜVENLİK KONFERANSI yapılanması “küçük”BİLDERBERG gibi ve Rusya-Çin hattı da burada etkin…

Yani Prens Türki Faysal’ın yolu yine Rothschild Ailesi ile ve onun üzerinden İngiltere ile kesişmekte…

Ancak burada bir önemli nokta daha var… Prens Türki Faysal Londra Büyükelçiliği de yapmış bir isim.Zaten İngilizler ile sıkı ilişkileri de bundan sonra daha da girift bir hal alıyor.

Bu arada Cemal Kaşıkçı, baskı ve tehditler dolayısı ile can güvenliği kalmadığında soluğu Londra’da alıyor… Ama kendisinin koruyucu meleği kim dersiniz? Prens Türki Faysal… Prens, Cemal Kaşıkçı’yı İstihbarat’ın başında en güçlü döneminde danışmanı olarak görevlendiriyor.

Bu arada Suudi Arabistan’ın petrollerini çıkartan ARAMCO şirketi var… Bu şirketin 1980 yılına kadar 4 ana ortağı var:CHEVRON,Standart Of New Jersey,Scony ve Vacuum Oil… Bu şirketler kimin? Rockefeller Ailesinin… 1980 yılında Suudiler hisselerin tamamını alıyorlar…

İşte bu Dünya’nın en değerli şirketlerinden birisi olan ARAMCO’nun bir bölümünün halka arz edilmesi planlanıyor ve buradan 100 milyar dolar gelir bekleniyor… O esnada Prens Türki Faysal Rusya ile Suudi Arabistan’ı yakınlaştırıyor…

ARAMCO’nun arzı için Çinli 2 petrol devi Petrochina ve Sinopec yazılı teklif veriyor… Ancak kabul görmüyor… Zira Türki Faysal kendisine yakın bir diğer prens olan Prens Tellal ile birlikte ARAMCO’yu Çin-Shangay Enerji Borsası’nda halka arz etme planı yapıyor…

Kıyamet de bundan sonra kopuyor tabii… Bu durum Rusya’nın da işine gelmekte çünkü ARAMCO stratejik ortağı Çin’de halka arz edilirse Rusya avantaj kazanacak… Peki neden Çin?

Çin’in en büyük ailesi Lİ AİLESİ… Bu aile Çin’in en büyük 4 bankası olan Industrial&Commerical Bank of China,China Construction Bank,Corporotion Bankn of China ve Agricultral Bank’ın sahibi… Trilyonlarca dolara hükmediyor… Arkasında kim var dersiniz? Tabii ki Rothschild Ailesi…

Lee Ailesi ile 18. yüzyılda ortak olarak bu aile üzerinden Asya’yı ve dolayısı ile Çin’i de kontrol altında tutan Rothschild Ailesi… Yani İngiltere, ABD yanlısı Kral Selman’ın saray darbesi ile nüfuzuna büyük darbe yediği Suudi Hanedanı üzerinde yeniden hakimiyet kurmak için ARAMCO’nun Çin üzerinden halka arzını sağlamak için uğraşıyor. Burada asıl dert Arap petrolleri…

Cemal Kaşıkçı ise Türki Faysal’a olduğu kadar yine İngiliz ekibinden Prens Tellal’a da çok yakın bir isim… Ve ABD’nin İngiltere’ye “Artık yeni patron benim” “mesajı” olarak öldürülüyor. Zira ARAMCO’nun halka arzının New York Borsası’nda yapılması için ABD de bir yandan bastırıyor. Yani Kaşıkçı cinayeti ile Suud Hanedanı içindeki İngiliz kanadına/ekibine mesaj verilmişti.

İngiltere Kaşıkçı cinayeti ile birlikte Prens Salman’ın saray darbesinin ardından ikinci kez darbe aldı.Şimdi burada duruyoruz… Ve BEYAZ MİĞFERLER ve bugün ölü bulunan kurucusu ile ilgili kısmına geçiyoruz… Tabii burada da karşımıza enteresan bir ilişkiler ağı çıkmakta…

ABD’de SYRIAN AMERICAN COUNCİL isimli bir yapılanma var… Bu NGO/STK Suriye’de ABD kontrolündeki muhalif güçler ile yakın temas içerisinde…Ama en yakın ilişkiler geliştirdiği yapılanma şu meşhur insani yardım (!) örgütü BEYAZ BARETLER yahut diğer adı ile BEYAZ MİĞFERLER

Bakalım bu BEYAZ BARETLER kimdir neyin nesidir isterseniz…Bu örgütlenmenin kurucusu aslında kendisi de bir başka NGO/STK olan MAYDAY RESCUE…Peki MAYDAY RESCUE’nin kurucusu kim?Bir İngiliz “askeri” olan James Le Mesurier…

Bu zat-ı muhterem hiç öyle sıradan bir “asker” değil… Kendisi Ortadoğu’da üst düzey istihbarat görevlerinde bulunmuş,Irak İçişleri Bakanı Danışmanlığı yapmış, Katar’a BLACK SEA bağlantılı Olive Group’un CEO’luğunu yaparak “KİRALIK ASKER” sağlamış bir İngiliz beyefendisi…

James Le Mesurier İngiliz istihbarat servisi MI6’nın Ortadoğudaki efsane ajanlarından birisi olarak biliniyor…Yani post modern bir Lawrence var karşımızda.Zaten Ortadoğu’daki üstün hizmetleri nedeni ile Kraliçe tarafından bizzat onur nişanı almış kendisi…

Bu “Lawrence” “yüksekten düşerek” intihar etmiş İstanbul’da!

Bu James Le Mesurier, mimarı olduğu MAYDAY RESCUE yapılanması eli ile kurdurduğu BEYAZ BARETLERİ bölgede paravan olarak kullanıyor ve El Nusra’ya askeri eğitim verirken,MOSSAD ve CIA ile MI6’nın yürüttüğü ortak operasyonda BEYAZ BARETLERİ paravan olarak kullanıyor.

Bu BEYAZ BARETLER’e zaten adeta para yağıyor… ABD’de daha önce “PROJECT DEMOCRACY” flood serimizde bahsettiğimiz projenin tepe kuruluşu olan USAID’den 25 milyon dolar,İngiltere,Japonya,Hollanda ve Danimarka’dan toplamda 100 milyon dolar para alıyorlar…

İşte Turkısh Heritage Foundation’un “ortağı” olan Syrian American Councul’ün başkanı Zaki Labadabi büyük bir mutluluk ile BEYAZ BARETLERE verilen son 6.6 milyon Dolarlık ABD yardımı Twitter hesabından paylaşıyor…İşte o yardımın da belgesi burada…

Şimdi efendim bu BEYAZ BARETLER,ABD ve İngiltere tarafından ortak olarak kuruluyor, 2017’ye kadar da iki devlet tarafından da destekleniyor.Ne zamana kadar?

2017’de ABD’nin kendi desteklediği Salman’a saray darbesi yaptırıp, İngiltere’nin “klasik nüfuz alanı” Suudi Arabistan’a girmesine kadar.O andan itibaren ABD-İngiltere arasındaki “derinden” süren nüfuz savaşı çok daha açık yaşanmaya başlıyor.

2017 sonrasında BEYAZ BARETLER tamamen ABD tarafından kontrol ve finanse edilen ve ABD’nin Suriye’deki varlığında ve nüfuz alanını genişletmesi,kendisini meşru göstermesi adına kullandığı en önemli sivil istihbarat ağına dönüşüyor

Şam yönetimi ve Rusya ise BEYAZ BARETLİLER’in Suriye’de ABD adına istihbari çalışmalar ve provokasyonlar yaptığını dile getirerek ısrarla bu NGO’nun Suriye’yi terk etmesini istiyor ve bu anlamda baskısını arttırıyor…

Bu baskılar sonrasında BEYAZ BARETLİLER’in kurucusu,”eski” MI6 ajanı,Kraliçe’den nişan almış olan James Gustaf Edward Le Mesurier İstanbul’dan dışarı çıkamaz oluyor… Bu isim organizasyon için önemli…

Bugün James Gustaf Edward Le Mesurier’in ölümü sonrasında tabloya iyi bakmak lazım…

Rusya ile uzlaşmak zorunda kalan ve Suriye’nin Kuzey’indeki bazı bölgeleri de Esad güçlerinin kontrolüne devreden ABD, Suriye’nin diğer bölgelerinde etkinlik alanını koruyabilmek için BEYAZ BARETLİLER daha da önemli bir “aparat” haline gelmişti..

Ama Rusya’nın BEYAZ BARETLİLER’e tahammülü yoktu…Büyük ihtimalle de bugün ölü olarak bulunan BEYAZ BARETLER’in kurucusu James Gustaf Edward Le Mesurier’in peşine Rus istihbaratı SVR çoktan düşmüş, yerini belirlemiş ve uygun koşulların oluşmasını bekliyordu.

Bu noktada İngiltere kendi adamını bu tabloda “harcamış” gözüküyor… Böylece Suriye’de tamamen oyun alanı dışında kalmak üzereyken, ABD’nin Suriye’deki nüfuz alanının genişlemesine darbe vurdu. Zira bu “yüksekten düşerek ölme” vak’asında kazanan Rusya…

İngiltere/Rothschild Ailesi ise Lee Ailesi vasıtası ile kontrol ettiği Çin üzerinden Rusya’nın ABD yerine Suriye’de daha fazla nüfuz kazanmasının önünü açıyor zira Çin ile Rusya stratejik ortak konumunda…

Hali ile tablo bu şekilde olunca da insan ister istemez “Bu ölüm Kaşıkçı cinayetinin intikamı mı?” diye sormadan edemiyor. Suudi Arabistan’da İngiltere’ye darbe vuran ABD’ye Suriye’de İngiliz çelmesi geldi zira…

Celal Eren Çelik, 11 Kasım 2019 23:30


  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir