Şehit dediğin 45 saniye!




31 Mayıs 2017

16 şehit var bugün.

Ve yine o meşhur 45 saniyenin ardından vur patlasın, çal oynasın.

Ve hatta bazılarında artık o 45 saniye de yok...

 

Oğuzhan Küçükdemirkol!

Darbeden sonra kapatılan ve yok edilen o irfan yuvasının ilk sabahı tanıştık. Pek de iyi bir tanışma olmadı aslında. Köyden gelmişim biraz vahşiyim. Zaten doğuştan asabiyim. 14 yaşında kalk borusunu nereden bileyim? Koğuş nöbeti de neymiş? Sabah son nöbet Oğuzhan’ınmış. Herkesi kaldırıyormuş. Beni de kaldırmaya uğraştı. “Git!” diyorum gitmiyor. Kalkıp saldırdım üstüne, tabi beklemiyor böyle bir hareket. Zaten benim gibi kavgacı bir yapısı da yok. Araya Fehmi girdi. Beni boğazımdan tutup yatağa sıkıştırdı. İndik aşağı koğuşlardan. Nöbetçi Subay Asteğmen beni okuldan attı. Yıllardır güleriz.

O sabah kavgayla başlayan tanışma akşama dostluğa dönüştü. Öyle ki birlikte yapmadığımız haşarılık kalmadı. En büyük kıllığını yaptı bugün. Bu anılar ve hüzünle bıraktı gitti beni. Ruhun şâd olsun kardeşim.

Fehmi. O da şehit oldu yıllar önce.

Dilaver’im de gitti geçen gün. Yine bir helikopter kazasında.

Ömür kardeşimin şehadetini Keçiören Fatih caddesinden aşağıya doğru yürürken dinlenmek için oturduğum parkta öğrendim. Adını vermişlerdi.

Kamil kardeşim ise devremizin ilk şehitlerindendi. Ömür’le birlikte yanyana hemen önümdeki sırada oturmuşlardı ilk yıl, darbeyi fırsat bilip kapattıkları Şanlı Yuva Harbiye’de.

Alt devreden Osman’ım vardı, gazetede yarım sayfa şehadet ilanını gördüğümde saatlerce öylece bakıp kaldığım.

Sonra Murat’ım vardı, Pirinçeken’de ne acıları, çileleri birlikte çektiğimiz. Nasıl da sevinmiştik tayini çıktığında.

Alt devrem Erdem’le birlikte gitmiştik Çukurca’ya. Helikopter pilotu oldu. Onu da televizyondaki 45 saniyede öğrendim.

Yeni taşındığım evden işyerine giderken yanından geçtiğim okula adını vermişler Ertuğrul kardeşimin. Her sabah selamlaştık yıllarca.

İsmail Üsteğmenim şehadete sırtından yediği mermiyle gitti. Kahpece.

Ahmet’i, Zafer’i, Tevfik’i, Levent’i, Nevzat’ı, Fikret’i, Mehmet’i ve daha nice kahraman kardeşimiz şehit oldu.

Gözyaşlarımızın yanında böyle kahramanlarla karavanaya kaşık sallamanın onurunu da taşıdık toprağa emanetini teslim ederken.

Ahmet, Mehmet, Aydoğan, Oğuzhan, birer isimden ibarettir sizin için. Haklısınız. Belki 45 saniye bile çok size göre. Ama, 45 saniye daha onları görebilmek için ömründen 45 yıl vermeye razı olanlar vardır bilmediğiniz.

Haklısınız. Ölenle ölünmez ama onlar ölü değil, ŞEHİT. Bin doğabilelim diye kanlarını toprağa döktüler ki o topraklar onların kanlarıyla sulandıkça binler doğacak.

Bazıları şeyhlerinin eteklerini yalarken biz, “kanla irfanla kurduk biz bu cumhuriyeti cehennemler kudursa ölmez nigahbanıyız” diye haykırmayı kutsal görev bildik sizin için.

İşte Askeri Lise, Harp Okulu budur. Acı tatlı her olayda bir defa gider gelirsiniz oralara. Çünkü bu Şanlı Yuvalardır bizi biz yapan. Buralarda “biz” olabilenler sayesinde “siz” oldunuz...

Ve "siz", "biz"i unuttuğunuz için "onlar" oldular...


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Bu makale 01.06.2017 02:58:02 tarihinde eklenmiş ve toplam kere okunmuştur.



Okuyucu Yorumları